Sen misin?
En yakın arkadaşımdı…
Yıllardır görüşmüyorduk, şimdi evime nasıl geldi, hangi yüzle?
Hangi arada eşimi aldı elimden? Hangi arada oğlumu sahiplendi?
O kadar zıt kişiliklerdik ki!
O tam bir dişiydi, bir bakışı yeterdi etrafın ilgisini toplamaya…
Her konuda söyleyecek bir sözü vardı, kuracak cümleleri…
En kötü anında bile başarırdı güçlü görünmeyi…
Bense………….. şu noktaların oluşturduğu boşluğu bile dolduramazdım!
“Kabul et” dedi, “Bana hayransın”.
“Saçmalama!” dedim… “Yaptığına mazeret bulmak için gerçeklikten uzak bahaneler üretme!”
“Asıl sen saçmalama. Gör artık gerçekleri!
Ben senin bastırdığın kişiliğinim.
Öyle olmasa nasıl alırdım eşini elinden, nasıl tutardım oğlunun elinden?!”
“Kabul et artık!”
Sen “BEN”sin, ben de “SEN”!!!